Etki ve Tepki - Monolog Hikaye

, , Yorum Yok
kurgu dünyası
Part 1/2

Kalbim elinden geldiğince hızlandı ve göğsümün direncini test etmek istercesine delice çarpmaya başladı. Okulda öğrendiğim bilgilere göre bir kalp bir etkiyle karşılaştığında tepki gösterirdi. Tepkimin ne olduğunu biliyordum ama peki ya etkinin sahibi kimdi?

Onu gördüğüm için olabilirdi belki ama, damarlarımdaki akışkan ve söz dinlemez sıvının böylesine büyük bir hevesle ivedi kazanmasının nedeni olarak, etkinin sahibi olarak göremezdim onu. Bu pek de mantıklı gelmiyordu. Hem ne diye vücudum ona tepkimeyle karşılık veriyordu ki? Ya da, onu etkinin sahibi olarak görmeyi kabullensem ve tepkimin adını da heyecan koysam, bu bana ne kazandıracaktı ki daha uykudan yeni kalkmış gözlerimi bile açamazken?

Hepsinin sebebi şu gördüğüm anlamsız rüya olmalıydı. Kalbimin çarpıntısı, alnımdaki ter sızıntısı, yanaklarımdaki ateş kırmızısı, kanımdaki kimliksiz yarışçılar ya da ellerimdeki müthiş titreme… Bütün bunların hepsi o rüya yüzünden olmuştu ve güzelim Pazar sabahımı bir çırpıda mahvetmişlerdi. Rüyamı gözden geçirmeye karar vererek hikayemin baş kahramanına baktım. Ve köpük köpük kudurduğumu hissettim. Çünkü o mutluydu, neşesi yerindeydi, kardeşleriyle futbol oynuyordu. Oysa ben, gecenin uzun bir bölümünü ona aşık olarak ve sabahımı da hissettiğim karmaşıklığın içerisinde boğularak geçirmiştim, ve geçirmeye de devam ediyordum sanki bundan çok büyük bir zevk alırmışçasına…. Halbuki almıyordum, hiç de zevkli değildi… Kahramanımın gülücükleri beni kendime getirdi, çünkü ona bakarken dalıp gitmiştim. Beni uzaktan seyreden biri kesinlikle ona aşık olduğumu düşünürdü. Ne kadar da gülünç olacağını hayal ettim. O ve ben?
Kendi kendime güldüm. İçimde titreşen farklılıklarla bir olmuş gibi saçmalamaya başlamıştım. Kafam da karışmıştı bu arada.
O futbol mu oynuyordu?…
Hayır bu olamazdı!

Birkaç defa gözlerimi açıp kapattım ama bir işe yaradığı söylenemezdi doğrusu. Çünkü aynı manzara az önceki acımasız gerçekliğiyle hala gözlerimin önünde duruyordu. Gözlerimi yummamın işe yaramadığını anlamam uzun sürmedi, zaten biliyordum kaybolmayacaklarını. Bu sadece rüyalarda olurdu, öyle değil mi?

Ama yine de gördüklerim karşısında deminden beri hissettiklerim az bile kaldı. Kalbime laf dinletebilmek imkansızdı artık ama beni en çok titreyişim şaşırttı, ne zamandan beri sara nöbetleri geçiriyordum da benim haberim yoktu? Sakinleşmeye ve düşünmeye ihtiyacım vardı, akışkan kanım almış başını giderken, benim her şeye rağmen sakin olmaya ihtiyacım vardı. Cümlelerim irademin birer kanıtı gibi somut bir şekilde beynimde uçuşmaya çalıştı.

Birincisi, dün gece ben bir rüya görmüştüm ve bu rüyada kendimi ona taparcasına aşık olarak görmüştüm.
İkincisi, bugün günlerden Pazardı ve her ailenin bu tatil gününü kendilerine özel ve güzel bir şekilde geçirme hakkı vardı.
Üçüncüsü, yeni uyanmış olsam ya da gözlerim bulanık ve düşüncelerim  bulutlu olsa da, halüsinasyon görmüyor isem karşımda Pazar gününü futbol oynayarak geçiren dört kişi vardı.
Ve dördüncüsü, içlerinde en korkutucu olanı; çünkü bu deliliğin ilk safhalarına ait bir belirti olarak gösterilebilirdi, futbol oynayanlardan uzun boylu ve kumral saçlı olanı benim dün geceki rüyamın baş kahramanıydı ve rüyamdaki hikayede uyandığım bir Pazar sabahı ben böyle onu izlerken o da gününü kardeşleriyle futbol oynayarak geçiriyordu, aynı şu anki gibi

Ya ben deliriyordum ya da rüyam soyut bir boyuttan çıkarak gerçek dünyaya ilk adımını atmıştı emeklemekten vazgeçen sevimli bir bebek gibi… Ama aslında bu durum hiç de sevimli sayılmazdı. Kesinlikle deliriyordum, bunun doğru olmasına imkan yoktu. Kendi kendime uyduruyordum. Ayağa kalktım ve ayaklarımı geriye gitmeye zorladım. Neyse ki dediğimi yapmayacak kadar hastalıklı değildi henüz ayaklarım. Arkamı döndüm ve derin bir nefes aldım, sanki bu nefes alışla yeni bir sabaha uyanıyordum, rüya görmediğim ve onun olmadığı bir sabaha. İçimde yine bir şeyler titreşmeye başladı ve daha ben engel olamadan gözlerim başımı omuzumun üzerinden döndürerek ardımda kalan manzaraya baktı. İç geçirdim...

Sanırım, kalbimin neden sözümü dinlemediğini anlamıştım. Hiç bu kadar inatçı olmamıştı şimdiye kadar ve hatta bu sabaha kadar. Oyuncağını isteyen ve bağıra çağıra ağlayan bir çocuk gibi kalbim beni geriye bakmaya zorlamıştı ve benden onu anlamamı beklemişti. Anlamıştım, sorularımın cevapsızlığı karşısındaki çaresizliğimi kendi gözlerimle görebiliyor, yüzümü canlandırabiliyordum. Zırlayan çocuktan farkım yoktu, öyle değil mi? Kalbim avaz avaz çığlık atıyordu ve aklım sadece isyan etmekle yetiniyordu her zamanki riyakarlığıyla. Riyakârdı çünkü beni aldatmıştıİsyan etmemi sağlamıştı bencilce. Oysa bu isyanın hiçbir faydası yoktu kalbimin gözünde. Az önce kabullendiğim gibi şimdi de kabullenmeliydim. 

Etki ve tepki… Etki bir şekilde oydu, o olmak zorundaydı çünkü başka türlüsü daha az saçma gelmiyordu bana. Onun etkinin sahibi olduğunu anlamış olmamdaki saçmalık kadar tepkilerimin nedeni olarak görmem de mantıklı değildi ama elimden hiçbir şey gelmiyordu. Beynim kalbimi dinliyordu, ona izin vermiştim.

Kafamı patlatmamın gözle görülür bir haklılığı yoktu aklımı kullanırken. Zaten aklım tepkilerimin nedenini de söyleyememişti bana, oysa şimdi haklı bir yan vardı işte. Bu; kalbimin haklı yanıydı. Onu dinlemek için ayaklarımı kullandım. Bir an önce uzaklaşmak istediğim yere geri döndüm ve aynı çimenlerin üzerine oturdum. Bu kadar aşağıda olmak beni her şeyden gizliyordu. Düşüncelerimin ve duygularımın derin kıskacı arasında debelenirken, bir de beni anlayamayacak biri tarafından görülmek istemiyordum. Çünkü apaçık bir şekilde onu gözetliyordum. Kalbim inatçılığını korumadı ben ona boyun eğince. Bütün kapılarımı açmıştım çünkü, rüyamın günahını çıkartmak için bekliyordum. Garip bir yürek burgusu içinde hissettim kendimi önce. Sonra bunun yerini göremediğim gerçeklikler aldı. Kalbimin sesini susturduğum ve aklıma kulak verdiğim zamanların intikamını almak için acımasızca estiler beynimden içeri. Onları davet etmiştim, geri çeviremezdim.

Sözcükler yavaş yavaş, uysal bir baş gibi sallandılar bir süre ve sonra ürkek düşüncelerin arasına yerleştiler. Onlar benim misafirimdi. Nasıl başladığını bilmediğim bir biçimde kapıma dayanmışlardı ve ben onları kanatlarımın altına almıştım. Ama bir şey biliyordum ve öyle bir şeydi ki bu bildiğim; kalbimin bir canlı olarak çarptığı andan itibaren hiç kuşku duymayarak savunduklarımı, öğrendiklerimi ve her fırsatta yenilenmiş bildiklerimi bir anda alt üst etmişti…

İstemsizce, delicesine, sebepsizce ve aynı zamanda da sorumsuzca, olmaması gerektiğini bile bile umursamazca aşık olmuştum

Part 2 → Etki ve Tepki 2. Kısım
Kurgu Dünyası (Her hakkı saklıdır)

Bu içeriği beğendiyseniz lütfen paylaşmayı ve yorum yapmayı unutmayın 😉

0 yorum:

Yorum Gönder

Birkaç Önemli Not:

1-Yorumlarınız benim için çok değerli. Bloğuma destek olmak adına olumlu-olumsuz yorum bırabilirsiniz ve de bloğumu takibe alabilirsiniz.
2- Profil üyeliğiniz olmasa bile Adı/Url sekmesini seçip kendi belirlediğiniz Url ya da isimle ve son olarak da Anonim profil seçeneği ile yorum yapabilirsiniz.
3- Öneri, görüş ve düşünceleriniz için "İletişim Formu" aracılığı ile mesaj gönderebilirsiniz...
4- Yorumunuza gelecek cevabı takip edebilmek için "beni bilgilendir" kutucuğunu işaretleyebilirsiniz.

İyi Okumalar Dilerim...

Yorumunu Smiley ile Renklendir