Beyazlar ve Siyahları İkiye Bölen Dava

, , 6 Yorum
American Crime Story: People v. O.J. Simpson Dizi İncelemesi (Spoilerlı)

kurgu dünyası

Hakkında konuşmaktan üzüntü duyduğum bir konu olduğunu söylemek isterim başlamadan önce. Adalete, adilliğe, hak ve hukuka çok fazla önem verdiğim için, her ne kadar sonu zaten belli olan bir dizi olsa da, final bölümü içimde hüzünlü bir ukde oldu.

Bölümleri henüz bitirmediyseniz, spoiler başlıyor, haberiniz olsun...

Sonu; bir hayli acıklı ve yıkıcıydı hayatını kaybedenlerin ailesi ile yakınları açısından. Para ile satın alınmış bir dava sonucu ve O.J. Simpson'ın özgürlüğüne kavuşması göz önüne alındığında; aslında dünyanın neresinde olursanız olun, belki size çok yabancı ya da belki de çok tanıdık insanların nefsi, vicdanlılığı ve de para söz konusu ise, büyük haksızlıklara uğrayabileceğiniz gerçeği dizi boyunca acımasızca yüzünüze vuruluyor.

Oyuncu seçimlerinin ne kadar başarılı olduğunu bir önceki yazımda da söylemiştim. → tık tık 
1990'lı yılların atmosferinin bütün olağanlığı ile yansıtılmış olması, o günleri tekrar yaşayabilip karakterlerine empati kurabilmenin kapılarını da aralayabilmiş böylece biz izleyenler için. Daha ilk sahnede O.J. Simpson'a sıcaklık hissettiğimi itiraf etmeliyim sanırım. O ilk sahnede sonundan bihaber olan ben tam tersi olacak şekilde de Marcia Clark rolündeki Sarah Paulson'a biraz antipatik yaklaşmıştım. Halbuki, empatik ya da antipatik bulduğum karakterler bölümler ilerledikçe beni tepe taklak etmek ve son bölümle birlikte karmakarışık duygular hissetmemi sağlamak için yarışıyorlardı adeta. Tam tamına 22 dalda Emmy ödülüne aday gösterilen ve bunlardan 9'unu hakkı ile kazanan bir diziden, onun yönetmeninden ve senaristinden de bu beklenirdi zaten. 

Tv serileri kategorisinde en iyi kadın oyuncu seçilerek Altın Küre'ye bu dizideki rolü ile layık görülen Sarah Paulson, bir röportajında sırf oynadığı karaktere daha iyi bürünebilmek için, Marcia Clark'ın kendisinin o yıllarda kullanmış olduğu takı ve parfümlerini tüm dizi seti boyunca kullandığını söylemiştir. Bir kadın izleyici olarak Marcia Clark'ın bu dava süresince yaşadığı tüm aşağılanmaları, cinsiyetinden ötürü rencide edilişini, hangi durumlara katlandığı konusunda her bir detayı hem senaryodan hem de oyuncunun kendisinden çok net şekilde hissedebildim. Öyle ki, Marcia Clark'ın bir röportajını izlediğimde bu başarılı savcının o anları tekrar yaşamamak için bölümleri izlemekten oldukça çekindiğini ve izledikten sonra da Paulson'ı çok başarılı bulduğunu öğrendim...

kurgu dünyası
Tabi, tüm oyunculuk övgülerini sadece tek bir kişiyle sınırlandırmak büyük haksızlık olur. Courtney B. Vance (Jonnie Cochran- siyahi savunma avukatı), Sterling K. Brown (Christopher Darden- Marcia Clark'ın dava makamındaki yardımcısı, siyahi avukat), David Schwimmer (Robert Kardashian-savunma avukatı), John Travolta...

Bu oyuncu kadrosuna ve izlediğim nefis karakterlere söylenebilecek tek cümle şu olabilir herhalde: "Herkes döktürmüş!..."

John Travolta'yı başta epey yadırgadım. Pulp Fiction (Ucuz Roman) filmindeki o gencecik aktör resmen birden çok estetik ameliyatların ve yapmacık botoxların o nahoş sarmalında tanınmayacak hale gelmişti. Neyse ki, bölümler ilerledikçe oyunculuğu sayesinde botox sebebiyle pek hareket ettiremediği yüz mimiklerini gölgede bırakabildi de başka şeylere, sahnelere, olaylara konsantre olabildim böylece 😂

Avukatlar demişken, Amerikan tarihinin en önemli davalarından biri olarak görülen bu cinayet davasının savunma masasındaki avukatları da O.J. Simpson kadar zengin olamayanlar için dudak uçuklatacak cinstendi. En ünlü DNA analistleri, en pahalı ve ünlü avukatlar bu 'Dream Team'de toplanmıştı. Ve bu Dream Team anlatmayı iple çektiğim tüm o cinayet kanıtlarının üzerine bir kabus gibi çöktü...

Peki neydi o kanıtlar? Niçin dava makamı, karısı Nicole Brown ve garson Ronald Goldman'ın ölümünün en büyük ve tek sorumlusu olarak muhteşem koşucu, ünlü ve de zengin O.J. Simpson'ı görmüştü?
İşte o kanıtlar:

-Simpson'ın kendi evinin odasındaki çoraplarda Nicole'un kanı bulunmuştu.
-Simpson'ın Branco'sunda (arabasının markası), yanında ve içinde olmak üzere Nicole'un, Simpson'ın kendisinin ve Goldman'ın kanı bulunmuştu.
-Simpson'a ait saçlar Goldman'ın ölü bedeninin üzerinde rastlanmıştı.
-Simpson'a ait deri eldivenlerde Nicole, Simpson ve Goldman'ın kanı vardı. Deri eldivenlerin bir tanesi Nicole'un evinde, diğeri de Simpson'ın evinde bulunmuştu.
-Bruno Magli marka çok az sayıda üretilmiş bir ayakkabının kanlı izlerine rastlanılmıştı Nicole'un evinin bahçesinde. Bir fotoğrafçı ayakkabıların Simpson'a ait olduğunun, cinayetten bir yıl önce O.J.'nin kalabalık bir partide bu ayakkabılarla birlikte çekilmiş fotoğrafını mahkemeye sunarak kanıtlanmasını sağlamıştı.
-1989'da Nicole Brown'ın henüz Simpson ile evli iken şiddet gördüğüne dair fotoğraflar vardı.
-Yine Nicole Brown'un Simpson tarafından şiddet görmekten ve hatta öldürülmekten korkarak polisi arayıp çaresizce, ağlayarak yardım istediğini gösteren ses kayıtları vardı.

Ve daha bunlar gibi birçok DNA örnekleri, ufak tefek ama bir adamı cinayet zanlısı olarak hapishaneye gönderebilecek gerçekçi kanıtlar...

Bunca delile rağmen, O.J. Simpson  1994'te eşi ve garsonu öldürmekle suçlanmasının üzerinden 8 ay geçtikten sonra 'Not Guilty' olarak serbest bırakıldı. Sayısı bir hayli fazla olan bu belgeler, Simpson'ın pahalı avukat ordusu tarafından bir bir çürütüldü. DNA örneklerinin standartlara uygun olarak toplanmaması, tüm kan kanıtlarını çöpe postaladı. Kocasından şiddet gören Nicole Brown'ın ses kayıtları ve fotoğrafları günlerce televizyon ve radyo kanallarında gösterildi. Milyonlarca kişi izledi ve izlerken 'ah vah' çekti. Sonrasında ise O.J.'nin tek siyahi avukatı Jonnie Cochran tarafından süslü hikayelerin dünyasında unutturuldular.

En büyük kanıtlardan biri eldiven idi. Ama onun da ipi pazara çıkarıldı. Eldiveni cinayet mahalinde bulan başarılı LAPD (Los Angelese Police Department) dedektifi Mark Fuhrman geçmişinde azılı bir zenci düşmanıydı. Bu gizli bilgiye ulaşan avukat ordusu, davacı makamını temsil eden Marcia Clark ve Christopher Darden'ın tam manasıyla elini kolunu bağlamış oldu. Davanın en önemli tanığı Mark Fuhrman zenci düşmanı olduğu için bulduğu delil geçersiz sayıldı (delilin onun tarafından yerleştirilmiş olabileceği kuşkusu hakim oldu jüride böylece).

Ve sonuç olarak, tüm mahkemenin ve ekranlarının başında merakla yüzyılın davasını izleyen seyircilerin önünde eldivenleri deneyen O.J, eldivenler eline olmadığında onun suçsuz olduğuna gönülden inanan tüm zenciler rahat bir nefes aldı.

kurgu dünyası
Jonnie Cochran jürinin huzurunda o efsanevi sözünü söyledi: "If it doesn't fit, you must acquit!"
(Eğer eldivenler uymazsa, onu bu suçtan aklamalısınız)

Böylece; benim de aralarında olduğum O.J. Simpson'ı tek ve gerçek suçlu olarak düşünenlere rağmen, o gün elini kolunu sallayarak çıkıp gitti cinayet zanlısı...

Bu arada henüz bahsini edemediğim ünlü Kardashian ailesinin o zamanlarda daha ünlü olmadıklarını da görmüş olduk. Simpson'ın avukat takımında yer alan ve Nicole ile O.J.'i yirmili yaşlardan beri tanıyan, böylesi vahşice işlenmiş suçu arkadaşına konduramayan Robert Kardashian, Simpson'ın suçsuz olduğuna inanan jürinin aksine dava ilerledikçe, inancını yitirdi ve en son sahnede, artık kötü günler geride kalmış, her şey bitmişken O.J.'i terk etti.

Belki demir parmaklıklar ardında geçirmek zorunda kalacağı bir hayattan kurtulmuştu O.J. Simpson 1994'ün o güz mevsiminde. Ama, birlikte golf oynadığı beyaz tenli arkadaşlarını sonsuza kadar kaybetmişti. Doğduğu, büyüdüğü zenci mahallesine sırtını dönüp elde ettiği ayrıcalıkları da...

Çıktığı basamakların en tepesinde değildi ve hiçbir zaman da olamayacaktı artık...

Şu an O.J. Simpson bir ceza evinde, sanırım işlediği başka bir suçtan ötürü 10 yıldır içeride. 2017'nin son aylarında çıkacağı söyleniyor. Adalet öyle ya da böyle sağlanıyordur belki de bir yerlerde?
Olamaz mı?
Bence olabilir...
Bu içeriği beğendiyseniz lütfen paylaşmayı ve yorum yapmayı unutmayın 😉

6 yorum:

  1. heeey son yazımın hepsini bi okusana ama noluuur. görüşürüz yineee :)

    YanıtlaSil
  2. ne güzel yazmışsııın cesur sevgi meleyineeee :) son yazımda senin de adın vardı ki bana neeee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gördüm gördüm, yüzümde çiçekler açtı okurken, çok teşekkür ederim :)
      Epey bir yazdım, hehe insanları mutlu etmek o kadar basit ki bazen sadece imkan olsun, fırsat çıksın yeter :D

      Sil
  3. okuyom ivit. evet tabii basit diy mi. bak sen çözdün yani iyi blogçusun demek ki buuu. zaten perisin seeen yaaaa, ingilizcesini hemen buldun yaaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, bakalım olacağım inşallah, daha yol uzuuun oooo :D

      Sil

Birkaç Önemli Not:

1-Yorumlarınız benim için çok değerli. Bloğuma destek olmak adına olumlu-olumsuz yorum bırabilirsiniz ve de bloğumu takibe alabilirsiniz.
2- Profil üyeliğiniz olmasa bile Adı/Url sekmesini seçip kendi belirlediğiniz Url ya da isimle ve son olarak da Anonim profil seçeneği ile yorum yapabilirsiniz.
3- Öneri, görüş ve düşünceleriniz için "İletişim Formu" aracılığı ile mesaj gönderebilirsiniz...
4- Yorumunuza gelecek cevabı takip edebilmek için "beni bilgilendir" kutucuğunu işaretleyebilirsiniz.

İyi Okumalar Dilerim...

Yorumunu Smiley ile Renklendir